Evlenememek imtihan mı?

Evlenememek imtihan mı?

29 Mayıs 2020 Kapalı Yazar: drumetislamweb

Evlenememek kader mi?

Birçok insan evlenmek ve mutlu bir yuva kurmak istemekte. Ancak çağımızın getirdiği bazı faktörler eski zamanlara kıyasla evlilik yaşının artmasına neden olmuştur. Diğer yandan bu köklü değişiklikler, evli çiftlerin de sahip oldukları evlat sayısında düşüşe sebep olmakta.

Şu bir gerçek ki, içinde bulunduğumuz zamanda evlenmek daha zor bir hale gelmiştir. Evlilik hayali kuran gençlerimizin sabırlı olması ve kendilerine en uygun nasibi beklemeye devam etmelerini önermekteyiz.

Yazımızda, bu hususu hem bilimsel hem de dinî olarak ele alacağız.

evlenememek imtihan mı

Öncelikle yapılan bir araştırmadan bahsedelim.

Birleşmiş Milletler, 100 ülkeden veri toplamış ve 1970’ten 2005’e kadar evlilik oranlarının nasıl değiştiğini incelemiştir. Verilerin incelendiği bu 100 ülkenin 80’inde evlilik oranları azalma göstermiştir.

Örneğin Avustralya’nın evlilik oranı 1970’te 1.000 kişi başına 9.3 iken 2005’te 5.6’ya düşmüş. Mısır’da 9.3’ten 7.2’ye düşmüş. Polonya’da, 8.6’dan 6.5’e düşmüştür. Bu düşüş, fakir ya da zengin her tür ülkede meydana geldi. Bu değişim coğrafyaya dayandırılamaz. Zira, Küba’da en büyük düşüşlerden biri görülürken (13.4 ila 5), ​​en büyük artışlardan biri komşu ülke Jamaika’da (4.9 ila 8.7) meydana geldi.

Neden düşüş oldu?

Buna neden olan faktörler oldukça fazladır.

ABD’deki bir araştırmaya göre evliliklerdeki azalışın ilk sebebi gelir ve refah eşitsizliği. Bir diğer sebep, dini bağlılıktaki düşüş. Kadınların eğitim ve gelirlerindeki artışı da bu araştırmada sebeplerden biri olarak öne çıkmış. Bu durum eğitimli kadınların kiminle evleneceği konusunda daha seçici olmasına bağlanıyor. Artan borçlar ve konut maliyetleri insanları evliliği ertelemeye zorluyor. Bazı kişiler ise evliliğin sadece artık gerekli olmayan eski ve modası geçmiş bir gelenek olduğuna inanıyor. Ancak bu, çok farklı gelir, dini yönelim, eğitim ve sosyal faktörlere sahip çeşitli ülkelerde gerçekleşen bir araştırma olduğundan ülkemiz için bu sebeplerin tümünün geçerli olmayabileceğini belirtelim.

Felsefi ve dini açıdan değerlendirelim…

Yaşamda karşımıza çıkan her şey kaderimizin bir parçasıdır. Yüzleştiğimiz olaylar, Allah’ın her birey için planladığı bir yaşam çizgisi olduğunu unutmayarak değerlendirilmelidir. Elbette herkes kısmetine olabilecek en erken zamanda ulaşmak ister. Ancak, kimin hayırlı kısmet olup kimin bize zarar getirecek kişi olduğunu bizden çok elbette kaderimizi yazan bilmektedir.

Bu hususta şans ve kısmet üzerine ufak bir hikaye paylaşmak istiyorum sizlerle değerli okurlarım.

Ahmet, sokakta bulduğu yavru bir köpeğe acır ve evcil hayvanı olarak beslemeye başlar. Aradan zaman geçer. Köpeği Boncuk ile çok iyi anlaşmaktadır. Allah’a böyle güzel ve uysal bir can arkadaşını onun karşısına çıkardığı için şükreder. Günlerden bir gün Ahmet köpeğini yürüyüşe çıkardığında Boncuk birden huysuzlanır. Arkasından sürüklediği Ahmet’in ayağı tökezler ve kolu kırılır. Köpeği Boncuk’un karşısına çıkmasının şükredilecek bir şey olmadığını, aksine kendine zarar vermesine sebep olduğunu düşünmektedir. Aradan zaman geçer, kolunun son kontrolleri için doktora gittiği gün koridorda liseden arkadaşı Serdar ile karşılaşır. Keyifli bir sohbetten sonra Serdar ile bundan sonra da sıkça görüşmek istediklerine karar verirler. Bu ikilinin arasından su sızmaz olur ve birlikte iş kurmaya karar verirler. Başarılı olurlar, her şey yolundadır. Ahmet düşünür: “Boncuk o gün öyle huysuzlanmasa ve kolumun kırılmasına neden olmasa şu an bu kadar iyi bir işim ve yaşantım olmayacaktı”. Allah’a şükreder. Yıllar sonra Serdar Ahmet’i yeni bir yatırım için ikna eder ancak işler bu sefer yolunda gitmez. Kazançlarını kaybettikleri gibi bir de borca girerler. Ahmet bu duruma nasıl şükrettiğini hatırlar, zira şu an her şey onun için çok kötüdür. Ancak bu sefer dersini almıştır. Daha fazla çalışacak ve Allah’tan işini rast getirmesini dileyecektir. Zira, insan hayatında iyi atfettiğimiz bazı gelişmeler kötü sonuçlar doğurabilmekte, kötü atfettiğimiz bazı gelişmeler ise iyi sonuçlar doğurabilemktedir.

Kıssadan hisse, kısmetinizin sizi bulmadığı için üzülmektense bunda bir hayır arayın. Şüphesiz ki kullarını gözeten Allah, sizler için en iyi planı yapandır. Bizlerin üzerine düşen günlük duygular çerçevisinde hareket etmeksizin kader olgusunun bilincinde hareket etmek, karşılaştığımız her gelişmeden bir ders çıkarmaktır.

Evlenememek ve sabır

evlenememek kader mi

Evlenememek, maddi zorluklar, hastalıklar gibi gelişmeler ne yazık ki hayatın bir parçasıdır. Bunu kabul etmenin yanısıra bazı şeyleri değiştirerek hayatımızı yeni olasılıklara açabiliriz. Burada yapılan kaderimizi değiştirmeye çalışmak değil, aksine kader ve kısmetimizin peşinden gitmektir. Daha önce şans vermediğiniz insanlara şans vermek, katılmadığınız etkinliklere katılmak, okumadığınız kitapları okumak gibi “olağandışı” davranışlar uygulanabilir değişimlerdir. Bu, kaderi kandırmak değil tam aksine Allah’ın bize bahşettiği iradeyi kullanmaktır.

Bu hususta Diyanet’in “Kader değişir mi?” sorusuna verdiği cevabı dikkatlice okumanızı önermekteyim. Sözkonusu açıklamada vurgulanan nokta yukarıda bahsettiğim düşünce tarzı ile ölçüşmektedir.

Canımızı sıkan konu ne olursa olsun, bu unsuru düzeltmek adına bir Müslüman’a yakışan davranışların tümünde bulunmalı, buna rağmen hala sonuç alınamıyorsa da moralimizi bozmamalıyız. Allah her şeyin bilendir.