Din Gerekli Midir? (Psikolojik Kanıt)

31 Mart 2020 Kapalı Yazar: drumetislamweb

Bu yazımızda Psikoloji Derneği’nin derlediği bir araştırmadan örnekler vererek, alıntılar yaparak dini inançların niçin insanlar için faydalı olduğunu ve bunun biyolojik nedenlerinin neler olduğunu tartışacağız.

Sunulan psikolojik kanıtlar incelendiğinde görülecektir ki dini inanç insanlar için elzemdir, pek çok olumlu etkiye sahiptir. Bulgular gösteriyor ki biz Müslümanlar inancımızı koruyarak ve anlayışımızı geliştirerek yalnızca ebedi hayat için değil dünyevi hayat için de kendimize katkı sağlamaktayız.

Araştırmacılar, dinin insanın anlam bulma ihtiyacını doyurabileceğini, bizi varoluşsal açıdan koruyabileceğini ve aynı zamanda sosyal organizasyonu da destekleyebileceğini ortaya koyuyor.

Bazı psikologlar dini inançları patolojik olarak nitelendirmiş, dini bağnaz düşünceleri ve ritüel davranışları teşvik eden bir sosyal güç olarak görmüştür. Peki ya gerçekten öyle midir?

Her kültürde bir din veya inanış vardır. Dünya nüfusunun yüzde 85’inden fazlası bir dini inanışa mensuptur.

inanmak için sebepDinin psikolojisini ve nörolojisini inceleyen araştırmacılar, dini inançların neden bu kadar kalıcı olduğunu açıklamaya yardımcı oluyorlar. Aslında dinin, kaos içinde düzen istemek ve çevremizdeki dünyanın kullanımımız için yaratıldığına inanmak için bilişsel eğilimlerden büyüyen beynimizin çalışma biçiminin bir yan ürünü olabileceğini düşünüyorlar.

Din sürekli hayatımızda oldu ve olacaktır. Çünkü ortak inançlar, gittikçe daha büyük sosyal gruplar oluşturmamıza yardımcı oldu.

Profesör Justin Barrett (Oxford Üniversitesi Antropoloji ve Akıl Merkezi) şöyle diyor: “Dinin bir patoloji olduğu düşünülmemeli.”

İnanmak için bir sebep
Araştırmacılar, dinin insanın anlam bulma ihtiyacını, sosyal varoluşu desteklerken varoluşsal açıdan koruyabileceğini söyleyebilir.

Tüm semavi dinlere ait ortak bir konu, bizi dünyayı kasıtlı bir tasarıma sahip, biri ya da bir şey tarafından yaratılmış bir yer olarak görmeye yöneltmeleridir. Tanrı, Yaratıcı, Allah. Örneğin, Boston Üniversitesi psikolog Deborah Keleman tarafından yapılan bir dizi araştırmaya göre, küçük çocuklar doğal dünyanın önemsiz yönlerinin bile yaratıldığına inanma eğilimindedir. Örneğin, çocuklara neden bir grup kayanın sivri olduğunu sorarsanız, “Böyle olursa hayvanlar üzerine oturmaz ve onları kırmaz” derler. Onlara nehrin neden var olduğunu sorarsanız, balık tutabilmemiz içindir diyeceklerdir.

Araştırmalar, yetişkinlerin de, özellikle belirsizlik dönemlerinde anlam arama eğiliminde olduğunu ileri sürüyor. Doktora çalışmalarında Jennifer Whitson ve Adam Galinsky insanların rastgele nokta göstergelerinde desen görme olasılıklarının çok yüksek olduğunu bulmuşlardır. Araştırmacılar, bu bulgunun insanların çevrelerindeki dünyada işaret ve kalıpları görmeye hazır olduğunu kanıtladığını söylüyor.

Barrett, insanların doğaüstü olana inanmak için de önyargıları olduğunu söylüyor. Çalışmasında, 3 yaşından küçük çocukların, Tanrı hakkında hiç öğrenim görmeseler bile bu kavramı kolaylıkla algıladıklarını ortaya çıkarmıştır.

Araştırmalar, sezgisel veya “doğaüstü” unsurlar içeren hikayeleri çok kolay hatırladığımızı ortaya koyuyor. 2006 senesinde Bilişsel Bilimler’de yayınlanan bir çalışmada, insanlara çeşitli hikayaler anlatıldı ve bir süre sonra bu hikayelerin hatırlanması istendi. İnsanlar sezgisel hikayeleri çok daha uzun süre hatırlamıştır.

Hem Amerikan üniversite öğrencileri hem de Meksika Yucatanlı Maya köylüleriyle yapılan bu deney, birçok dini hikayede de olduğu gibi minimal olarak sezgisel unsurları barındıran hikayelerin daha kolay hatırlandığını ve muhtemelen insandan daha kolay aktarıldığını düşündürmektedir.

“Sosyal bir bağ olan din başka bir anahtar amaca hizmet edebilir – insanların büyük, kooperatif toplumlarında yaşamalarını sağlar.” diyor Norenzayan. Aslında, dinin sosyal bir araç olarak kullanılması, onun gücünü ve kültürler arası yaygınlığını büyük ölçüde açıklayabilir. Din, ilişkisiz bireylerin birbirlerine iyi davranmalarını sağlamak için insan toplumlarının bir çözüm olarak vurduğu en büyük yollardan biridir. Araştırmaya göre din, insanları daha hayırsever olmaya teşvik ediyor.
15 farklı ülkede yapılan bir araştırma, dini inancı olan kişilerin yabancılara karşı daha adil olduğunu gösterdi. Allah’ın sizi izlediğine inanıyorsanız, sizi hiçbir kişi izlemese bile, yine de doğru davranmanız gerektiğini bilirsiniz.

Sonuç olarak, bilimsel gerçekler Allah’a inancın gerek toplum gerekse birey açısından olumlu bir tercih olduğunu ortaya koyar. Yani, dinimiz yalnızca ebedi hayat için değil bugün için de birçok olumlu etkide bulunmaktadır.